ODTÜ'lülerin “Devrim” iradesi kırılamadı
Tüm toplumu olduğu gibi gençliği de hedef alan gerici-faşist baskı ve yasak politikaları artarak devam ediyor. Yirmi yıllık iktidarlarına rağmen her fırsatta ve özellikle gençlik içinde “kültürel iktidar” olamadıklarından yakınan AKP, yasaklarına her geçen gün bir yenisini ekliyor. Her türlü eylem, protesto ve direnişe karşı süren saldırılara şimdi de kültürel etkinliklere, konser ve festivallere dönük yasakları eklendi. Üniversitelerde zaten sınırlı yapılan konser ve festivaller yasaklandı. Onlarca sanatçının konseri, Dersim, Balıkkesir, Eskişehir gibi kentlerdeki bir dizi festival türlü gerekçelerle engelledi. AKP iktidarının üniversitelerdeki temsilcileri olan kayyım rektörler söz konusu yasakları “mezuniyet törenlerinin iptaline yahut toplu mezuniyetlerin engellenmesine” vardırdı. Zira söz konusu mezuniyet törenleri özellikle ODTÜ, Boğaziçi, İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi gibi üniversitelerde, gerici-faşist iktidarın ve kayyım rektörlerin politikaları öğrenciler tarafından kitlesel protestolarla karşılanıyor. Hatta ODTÜ olduğu gibi artık bir gelenek haline gelen mezuniyet töreni protestoları yaşanıyor.
Kuşkusuz gerici-faşist iktidarın da kayyım rektörlerin de mezuniyet töreni yasakları derin bir korkunun ifadesidir. Yirmi yıldır iktidarda olmalarına, sermaye devletinin tüm olanaklarını/kurumlarını elinde tutmalarına rağmen gençliği istedikleri gibi dönüştürmeyi başaramadılar. Hedeflenen kindar-dindar ve biat eden bir nesli yaratamadılar. Peki bu korkunun gerisinde ne var? Bu korkunun gerisinde yıllar evvel Erdoğan’ın ODTÜ’ye giderken gerçekleşen kitlesel eylemler var. Bu korkunun gerisinde Gezi Direnişi’nde gençliğin en ön saflarda yer alması var. Bu korkunun gerisinde toplumsal sorunlar için sokağa çıkanların büyük bir çoğunluğunun genç olması var. Son olarak bu korkunun gerisinde altı ayda biter gözüyle bakılan ancak başları eğdirilemeyen Boğaziçi Üniversitesi Direnişi var.
İşte bundandır ki çanak yalayıcı kayyım rektörler eliyle bu sene Boğaziçi ve ODTÜ’de toplu mezuniyet törenlerinin iptal edildiğini duyurdular. Ancak kayyım rektörlerin tehditlerle dolu iptal kararları gençlik tarafından iki üniversitede de tanınmadı. Önce Boğaziçi’nde tüm saldırı ve yasaklara rağmen mezuniyet töreni gerçekleşti. Bu törende kayyım Rektör Naci İnci’nin emrindeki ÖGB ve polisler onlarca gence, ailesine ve akademisyenlere saldırdı. Tüm bu saldırılara rağmen Boğaziçi Üniversitesi’nde mezuniyet töreni gerçekleşti.
ODTÜ’de de durum farklı değildi. ODTÜ öğrencilerinin nadiren gördükleri kayyım rektör Verşan Kök, Devrim Stadyumu’nda toplu bir mezuniyet töreninin yapılmasına izin vermeyeceğini önden duyurdu. Gerekçesini gizlemedi. Verşan Kök tarafından üniversite öğrencilerine gönderdiği mailde mayıs ayında gerçekleşen Devrim Yürüyüşü’nde “teröristlerin” öğrencilerin arasına karıştığını ve karışıklık çıkardığını yazdı. Verşan Kök, açıkça “protestolardan” çekindiğini itiraf etmişti. Devrim Yürüyüşü’nde “terörist” dedikleri ise ilerici-devrimci ve muhalif gençlerdi. Devrim Yürüyüşü’ne kendi söz ve pankartlarıyla katılanlar yürüyüş sonrası AKP’nin trol ordusu tarafından sosyal medyada hedef gösterildiler. Bu hedef göstermeler sonucu onlarca öğrenci gözaltına alındı. Ancak sermaye devleti, tüm hedef göstermelere karşın öğrencileri serbest bırakmak zorunda kaldı.
Verşan Kök’ün mezuniyet yasağına ise, ODTÜ’lüler hep bir ağızdan tepki gösterdi. ODTÜ’nün bütün bölümleri, kulüp ve toplulukları ortak bir çağrı ile Devrim Stadyumu’nda mezuniyet töreninin bir gelenek olduğunu ve bundan vazgeçmeyeceklerini duyurdu. Nitekim kayyım, ÖGB ve sermaye devletinin tüm yasaklarına rağmen geleneksel “Devrim Stadyumu” mezuniyet töreni gerçekleşti. Mezuniyet töreni binlerce öğrencinin, ailenin ve öğretim görevlisinin kitlesel katılımıyla coşkulu bir şekilde gerçekleşti. Mezuniyete her zamanki gibi ODTÜ’lülerin Devrim Stadyumu’ndan kendi hazırladıkları pankartlarla geçişleri damgasını vurdu. Pankartlarda gerici-faşist iktidarın baskı ve yasakları, kayyımın üniversite icraatları, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, işsizlik, işçi ve emekçi direnişleri ve “geleceğe sahip çıkan” mesajlar yer aldı. ODTÜ öğrencileri mizahi bir dille siyasal iktidarın politikalarına karşı çıkarken, her şeye rağmen direnişin kazanacağını vurgulayan pankartlar da taşıdı.
Gerici-faşist iktidarın, üniversite kayyımlarının yasakları ve saldırıları gençlik içinde kimi zaman Boğaziçi Üniversitesi Direnişi’nde olduğu gibi politik çıkışlarla, kimi zaman ODTÜ mezuniyeti gibi dirençli bir duruşla karşılanıyor. Kuşkusuz direniş dinamikleri AKP iktidarını duyduğu korku nedeniyle hezeyanlara sürüklüyor. Gerici-faşist iktidar ne kadar çabalarsa çabalasın, bu topraklardaki direniş dinamiklerini ve gençlik içindeki direnme kararlılığını ve iradesini kıramayacaktır. Toplumu ve gençliği hedef alan saldırılar, bu saldırıları gerçekleştirenlerle direnen güçleri önümüzdeki dönem daha sık sık karşı karşıya getirecektir.
Devrimci Gençlik Birliği
13 Ağustos 2022
“Müşteri değil, öğrenciyiz!”
Ekonomik krizin etkisini toplumun daha fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Temel ihtiyaç malzemelerine gelen zamların ardından şimdi de yeni bir eğitim yılı yaklaşırken vakıf üniversitelerindeki eğitim ücretlerine yapılan zamlar gündemde.
Son günlerde, tercih dönemlerinde öğrencilere okuduğu dönemler boyunca sadece yüzde 5 oranında zam yapacağını reklam eden Doğuş Üniversitesi, 2022-2023 eğitim yılı ücretlerine yüzde 200-250 oranında zam yaptı. Yüzde 10 zam iddiasında bulunan Beykent Üniversitesi de yeni eğitim yılı için ücretlerine yüzde 200 oranında zam yaptı. Koç, Sabancı, Acıbadem, Bilkent, Bahçeşehir ve Bilgi gibi üniversitelerde ise eğitim ücretlerine yüzde 100 oranında zam yapıldı.
1980 yılıyla birlikte eğitim alanındaki ticarileşmeyi arttıran politikalara hız verildi. Aradan geçen 42 yıl içerisinde ise eğitim, paralı ve ulaşılamaz bir hale geldi. 1984 yılında Bilkent ile başlayan vakıf üniversitelerine yenileri eklenerek bir meta gibi satılan ve reklamları sıkça yapılan üniversitelerin sayısı çoğaldı. 2022 yılı itibariyle Türkiye’de bulunan 209 üniversiteden 78’si vakıf üniversitesidir.
Sermaye devleti her ile üniversite politikasıyla vakıf üniversitelerini de yaygınlaştırdı. Paralı eğitim uygulamalarıyla da eğitimdeki eşitsizlikte gün geçtikçe büyümektedir. Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde eğitim ücretlerine yapılan zamlarla krizin yükü emekçilere ve emekçi çocuklarına yıkılmaktadır.
Doğuş Üniversitesi öğrencileri ise, krizin faturasını ödememek ve müşteri değil öğrenci olduğunu haykırmak için hem sosyal medya hem de kampüslerde eylem gerçekleştirdi.
Yaşananlar, en temel insani haklardan biri olan eğitim hakkının yıllardır paralı bir hale getirilerek bizlere satıldığını göstermektedir. Ayrıca, anayasal bir hakkı olan eğitimin yıllardır sermaye devleti ve kapitalist şirketler tarafından gasp edildiğini de gözler önüne sermektedir. Yapılan bu zamlar da sermaye devletinin ekonomik krizin faturasını emekçilere ve gençlere ödetmeye yönelik hamlelerin bir devamıdır.
Ekonomik krizin faturasını ödememek, parasız, nitelikli, ulaşılabilir eğitim hakkımıza sahip çıkmak ve müşteri değil öğrenci olduğumuzu haykırmak için örgütlü mücadeleyi yükseltelim!
İstanbul'dan bir DGB’li
|