İçindekiler:

23 Ağustos 2022
Sayı: KB 2022/28

Barış sosyalizmle gelecek!
Suriye politikasında iflasla riyakarlık arasında
Çihatçı çetelerin "isyanı"
Din bezirganlarından sömürüye...
Gerici politikacıların "U" dönüşleri
Sarayın KKM sistemi
Sansür baskısı artıyor
Şirket karlarının gösterdiği
"Erişim engeli / yayın yasağı"
Kazanmanın yolu fiili-meşru mücadele!
Tekstil sermayesi işçilerin omuzlarında yükseliyor
"Mevcut sendikal anlayış çözüm üretemez!"
Emperyalizm, silahlanma ve savaş
Asya-Pasifik'te emperyalist provokasyon
Abbas'ın "Holokost" açıklaması
ABD silahlanma yarışını körüklüyor
Af Örgütü'nün Afganistan raporu
ABD savaşa benzin döküyor
İngiltere'de büyük grev dalgası
Kadın sorunu ve Marksizm'in güncelliği
Eğitim haktır, para ile satılamaz!
ODTÜ'lülerin "Devrim" iradesi kırılmadı
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Eğitim haktır, para ile satılamaz!

 

YKS yerleştirme sonuçlarının açıklamasının ardından vakıf üniversiteleri 2022-2023 eğitim yılı için öğrencilerden alacağı ücretleri açıkladı. Doğuş, Beykent, Koç Üniversitesi gibi büyük vakıf üniversitelerinin önceki yıllardaki eğitim ücretlerine %200-250 oranında zam yaptıkları basına yansıdı.

Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrenciler ise yapılan zamlara karşı tepkilerini dile getirmek için kampüslerinde eylemler gerçekleştirdi. Öğrencilerin verdiği tepkinin ardından TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile vakıf üniversitelerinin temsilcilerinin katıldığı, “TOBB Yükseköğretim Meclisi İstişare Toplantısı” gerçekleştirildi.

Rifat Hisarcıklıoğlu, toplantının ardından basına yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Toplantımızın neticesinde bu yıl kontenjanların fevkalade doluluk ve yerleştirme oranlarını dikkate alarak vakıf üniversitelerimizin öğrenim ücretleri konusunda kayıt yaptırmak isteyen öğrencilerimize imkanları ölçüsünde destek verilmesi kararlaştırıldı. Toplantıda ayrıca kayıt yaptıracak öğrencilerimizin barınma ihtiyaçları da imkanlar ölçüsünde vakıf üniversitelerimizle değerlendirerek çözüm için gayret sarf edileceği kararı da bağlandı.”

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, eğitimin bir meta gibi alınıp-satıldığının gerçekliğini kabul eden ve yapılan zamlar karşısında öğrencilerin tepkisini dindirmek ve öğrenciye “şirin” gözükmek adına bir açıklama gerçekleştirmiştir. Bundan önce birçok sermayedar ve iktidar görevlisi/temsilcisi bu tarz açıklamalarda bulundu. Ancak eğitim politikalarının değiştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda hiçbir olumlu adım atılmadı. Bu açıklamanın sonrasında da eğitim alanında uygulanan politikalarda bir değişim olmayacaktır.

***

Eğitimin ticarileştirilmesine yönelik neoliberal politikalara 1980’den itibaren hız verildi.  Hatta ilk vakıf üniversitesi olan Bilkent bu dönemde açıldı. Öğrencilerden eğitimleri için har(a)çlar toplantı. Bu tarz uygulamaların hayata geçirilmesiyle eğitim kurumları birer ticarethaneye öğrenciler ise müşteri konumuna getirildi. Türkiye Anayasası’nda var olan parasız eğitim hakkı da bu vesile ile gasp edilmeye başlandı. Eğitim, en temel bir insani hak olmaktan çıkarılarak adeta alınır-satılır bir meta haline dönüştürüldü. AKP iktidara geldikten sonra ise eğitim adeta parası olanın alabildiği bir hak durumuna getirildi.

20 yıllık iktidar döneminde inşaat, sağlık gibi bir dizi temel alanda yandaşlarının büyümesini sağlayanlar, eğitim alanında da yandaşlarını palazlandırdı.

Covid-19 pandemisi koşullarında geçen iki yıllık eğitim süreci ise eğitimin paralı hale gelmesiyle eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin katmerleştiğini gözler önüne serdi. İki yıllık dönemin ardından 2021’de başlayan eğitim yılında ise barınma, beslenme, ulaşım ve ders materyalleri gibi temel eğitim bileşenlerine erişebilmek için yine milyonlarca işçi ve emekçi çocuğu zorluklar yaşadı. Ekonomik nedenlerden dolayı eğitim masraflarını karşılayamadığı için 6 milyona yakın öğrenci eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.

Gelinen yerde, TOBB ve YÖK başkanları tarafından vakıf üniversitelerinin sahipleriyle yapılan anlaşmalarla birlikte üniversiteye yeni yerleşecek öğrencilere eğitim ücretlerinde indirim yapılacağı ve barınma imkanlarının arttırılacağına dair vaatler sunulmaktadır. TOBB ve YÖK başkanlarının bu vaatleri ortaya sürmeleri bile eğitimin bir meta konumuna geldiğini ve üzerinde indirim yapma tartışmalarının yapıldığını göstermektedir.

Erdoğan, henüz bu konu hakkında açıklama yapmasa dahi, 20 yıllık iktidarında eğitim alanında uyguladığı ticari politikalar yeni atılacak adımların farklı yönde olmayacağının teminatıdır. Zira yandaşıyla, YÖK’üyle, TOBB’uyla ve sermayedarlar ile birlikte eğitimi alınır-satılır bir meta haline getirmişlerdir. Şu an ise tıpkı bir giysinin satın alınabilmesi için mağazaların indirim yaptığı gibi vakıf üniversitelerine öğrencilerin kayıt yaptırması için de indirim sözleri havalarda uçuşmaktadır.

Eğitimi para ile satın alınan bir meta durumuna getirenler, yaşadığımız sorunlara çare olamazlar. Bu sömürü ve talan düzeni yıkılmadan eğitimden sağlığa ve beslenmeye kadar bir dizi hakkı kullanmak mümkün olmayacaktır.

Bu haramilerin sömürü düzeninin çarkları ancak işçi, emekçi ve gençlerin birleşik mücadelesiyle kırılacaktır.

 

 

Faşist genelgelerinizi parçalayacağız!

 

Toplumsal mücadelenin patlak vermesinden korkan sermaye devleti, üniversitelerde verilen gençlik mücadelesinin önüne geçebilmek adına yeni bir saldırıyı hayata geçirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı, gençliğe ve gençlik mücadelesine yönelik yeni bir dizi saldırı içeren "Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri" başlıklı genelge 81 ilin valisine uygulanmak üzere gönderildi.

Bakanlıklar tarafından 81 ile gönderilen genelge, üniversitelerde haklarına sahip çıkan ve mücadele eden öğrencileri hedef alan bir dizi uygulamayı içeriyor.

Genelgeye göre; üniversite girişlerinde X-ray cihazlarının sayıları artırılacak, kapı dedektörleri ve güvenlik kamera sistemleri yaygınlaştırılacak. Haklarına, özgürlüğüne ve geleceğine sahip çıkan ilerici-devrimci öğrencilerin stant açma/broşür dağıtma vb. faaliyetlerine müsaade edilmeyecek. “Terör” demadojisi ile ilerici-devrimci öğrenciler üniversitelerden izole edilmeye çalışılacak. Genelgede ilerici kol-kulüp faaliyetlerine de izin verilmeyeceği, barınma konusu başta olmak üzere üniversitede yaşanan sorunlara dair sosyal medya üzerinden paylaşım yapan öğrenciler hakkında işlemler yapılacağı yer alıyor.

Bu genelge ile sermaye devletinin neyi hedeflediği açıktır. Her geçen gün derinleşen sosyal, siyasal ve ekonomik krizlerin faturasından gençlik de payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Gençlik, yakıcı bir şekilde barınma, beslenme, ulaşım vb. sorunlar yaşamakta, ticari eğitim saldırılarına maruz kalmakta, işsizlik ve geleceksizlik kaygısı ile boğuşmakta ve bunalıma sürüklenmektedir. Sermaye devleti, tüm bunlardan kaynaklı öfkesi her geçen gün büyüyen ve içerisinde önemli mücadele potansiyelleri taşıyan gençlik kesimlerine aba altından sopa göstermekte, ilerici-devrimci gençliğe yönelik ise baskı ve yıldırma politikalarına hız vermektedir.

Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bu aciz çaba nafiledir! Geleceği çalınan, özgürlüğü ve hakları ellerinden alınan gençliğin içinde barındırdığı mücadele ateşi gün geçtikçe harlanıyor. Ne keyfi yasak ve baskı politikalarına geçit vereceğiz ne de üniversitelerimizi gerici-faşist AKP-MHP iktidarına teslim edeceğiz!

Üniversiteli gençliğe çağrımızdır: Gelin haklarımıza, özgürlüğümüze ve geleceğimize göz koyan bu çürümüş düzene karşı örgütlü mücadeleyi yükseltelim!

Baskılar bizi yıldıramaz!

Devrimci faaliyet engellenemez!

Devrimci Gençlik Birliği

Ağustos 2022