Almanya’da 1 Mayıslar...
Köln’de kitlesel 1 Mayıs yürüyüşü
Bu yıl 1 Mayıs Köln’de binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş ve mitingle kutlandı. 1 Mayıs gösterileri, kitlenin saat 11’den itibaren DGB’nin (Alman Sendikalar Birliği) Köln-West’teki binası önünde toplanmasıyla başladı. Burada birtakım gruplar, yürüyüş başlangıcına kadar forum tarzında ajitasyonlarla, devrimci müziklerle bekleme aşamasına canlılık kattılar.
Saat 12.00’de her yıl olduğu gibi önde sendika kortejleri, ardından parti, örgüt ve grupların yer aldığı kortejlerle yürüyüş başladı. İşçi katılımının ağırlığını yine Ford işçileri oluşturdu. İşçi kortejlerinde çalışma yaşamına yönelik olarak hükümetin gündemde tuttuğu saldırı düzenlemelerine tepkiler öne çıktı. 8 saatlik iş gününün tartışma konusu yapılması, istihdam alanlarının yok olması, 1 Mayıs’ın resmi tatil olmaktan çıkarılması vb. gibi konulardaki duyarlılıklar pankart, döviz ve şiarlarla dile getirildi.
Türkiyeli sol grupların da önemli bir yer tuttuğu sol kortejlerin pankart ve şiarlarında ise emperyalist savaş, faşizm, devrim ve sosyalizm çağrıları ön palandaydı. Sınıf devrimcileri yürüyüş ve mitinge “Sömürüye, emperyalist savaşlara ve faşizme karşı sosyalizm için” şiarının yer aldığı BİR-KAR imzalı pankartın ardında bayrak ve çeşitli konulardaki dövizlerle katıldılar. RJ’liler de bayraklarıyla bu kortejde yürüdüler. Gençlik katılımının belirgin olduğu bazı gruplar yürüyüş boyunca sloganlar, marş ve şarkılarla yürüyüşün canlı geçmesinde rol oynadılar.
Gösteride sendika kortejlerinin Heumarkt alanına ulaşmasıyla miting programına geçildi. SPD’li Belediye Başkanı’nın da “Daha iyi iş ve sosyal adalet” temasıyla konuştuğu mitingde, sendika temsilcileri de içeriğini ağırlıklı olarak ekonomik ve sosyal sorunların ve taleplerin oluşturduğu konuşmalar yaptılar. Sol grupların büyük çoğunluğu genelde miting alanına girmeden ya stantlara dağıldı ya da alandan ayrıldı. Programdaki müzik ve kültürel bölümün ardından 1 Mayıs kutlaması sona erdi.
BİR-KAR ve RJ de dahil bu gösteriye katılan çok sayıda grup, buradan ayrılıp 17.00’de Kalk’taki eyleme geçtiler…
Köln’de devrimci 1 Mayıs’a binlerce genç katıldı
İşçi sınıfının uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs için Köln›de ilk eylemin ardından yapılan ikinci yürüyüş saat 17.00’da Kalk semtinde gerçekleştirildi. Gençlik ve sol örgütlerin düzenlediği yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
Yürüyüş baştan sona büyük bir coşku ve militanlık içinde geçti, sloganlar susmadı. Yürüyüş boyunca savaşı, militarizmi, İsrail siyonizminin Filistin’de sürdürdüğü soykırımı protesto eden sloganlar atıldı, aynı içerikte pankartlar, flamalar ve dövizler taşındı. “1 Mayıs’a sokağa!”, “Filistin’e Özgürlük!”, “Yaşasın Uluslararası Dayanışma!”, “Sınıfa karşı sınıf, savaşa karşı savaş, sermayeye karşı mücadele!” sloganları atıldı.
Semtte yaşayan emekçilerin yürüyüşe ilgisi büyüktü. Pencerelerden yürüyüş kolunu izleyenler alkış tuttu, sloganları birlikte haykırdı, zafer işaretleri yapıtı. “Siamo tutti antifascisti” (Hepimiz anti faşistleriz!)” sloganı, İtalyan emekçilerin de yaşadığı semtte büyük bir coşku ile karşılandı. Sokakta biriken kitle, kahvelerde oturanlar dışarı çıkarak kitle ile birlikte dakikalarca sloganı beraberce haykırdılar. Göçmen kadınlar da yürüyüş koluyla birlikte “Yaşasın Uluslararası Dayanışma!” sloganını haykırdı.
Yürüyüşte polis yığınağı dikkat çekiyordu. Polisin provokatör tutumları ve gözaltı saldırısına rağmen kitle yürüyüş ve mitingin bitimine değin, coşkusundan, militanlığından kararlılığından vazgeçmedi. Polise karşı sıkça “Hanau’da neredeydiniz!” sloganlarını haykırdı.
Yürüyüş ve mitinge birçok alman ve yabancı örgütle birlikte BİR-KAR ve RJ’de katıldı.
Hamburg’da kitlesel ve coşkulu 1 Mayıs
Hamburg’da DGB’nin çağrısıyla binlerce işçi ve emekçinin katılımıyla kitlesel ve coşkulu 1 Mayıs kutlaması yapıldı.
Uluslararası işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününü kutlamak için sabah saat 10.30’da Altona’ya bağlı Ottensen Bahnhof’ta toplanıldı.
Toplanma alanına DGB, IG Metall, IG BCE, EVG, NGG ve Ver.di sendikaları hazırlamış oldukları pankartlar ve sendika flamalarıyla geldiler. Partilerden MLPD, DKP, DKP Wiederaufbau, Die Linke ve antifaşist gençlik örgütleri de pankart ve kurum flamalarıyla alana geldi.
Göçmen örgütlerinden BİR-KAR, ATİK, AVEG, ADHK, TKP, TİP, Hamburg Alevi Derneği, İranlı partiler ve İran demokratik kurumları, Trozdem ve DIDF gibi parti ve demokratik kurumlar da pankart ve kurum flamalarıyla toplanma alanına geldi. Toplanma alanında bir müddet beklendikten sonra yürüyüşe geçildi. Yürüyüşte DGB ve ona bağlı sendikalar “Önce bizim işimiz, sonra sizin kârınız” pankartıyla kortejin önünde yer aldı. Yaklaşık olarak 5 km yüründükten sonra miting alanına gelindi. Miting alanında NGG Sendikası Başkanı Guido Zeitler konuşma yaptı. Yaptığı konuşmada şu başlıklara değinildi:
“1 Mayıs’ta güvenli işler, güvenli çalışma koşulları ve güçlü bir demokrasi için sokaklara dökülüp mücadele ediyoruz. İş yerleri baskı altında, üretim yerleri taşınıyor ve sosyal güvenlik sorgulanıyor. Aynı zamanda daha uzun çalışmamız, daha fazlasını başarmamız ve daha azıyla yetinmemiz isteniyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Önce bizim işlerimiz, sonra sizin kârınız. Güvenli iş istiyoruz. Ekonomik durum gergin; birçok meslektaşımız kendi gelecekleri ve ailelerinin geleceği için korkuyor. “Önce sağlığımız, sonra sizin kârlarınız.” 8 saatlik iş gününden ellerinizi çekin. 8 saatlik iş gününe yapılan saldırı, “esnek çalışma” adı altında daha uzun iş günleri, daha fazla baskı ve daha güvencesizlik tehdidi oluşturuyor. “Önce bizim güvenliğimiz, sonra sizin kârınız.” Güçlü bir emeklilik ve herkes için iyi bakım. Emeklilik bize aittir. Ona ödeme yapanlar, bir ömür boyu çalışanlar, yaşlılıkta güven içinde yaşayabilmelidir. Biz, yatırımcıların ihtiyaçlarına göre şekillenen bir sağlık sistemine değil; cüzdandan bağımsız olarak herkes için sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyoruz.
1 Mayıs dayanışmanın, direnişin, barış için çaba gösterenlerin günüdür. Haklarımız, onurumuz ve adil bir toplum için birlikte duruyoruz. İşçi haklarına yönelik saldırılara, sosyal kesintilere ve çalışanların çıkarlarını geri plana atan siyasete karşı sesimizi yükseltelim.”
***
Yapılan konuşmalardan sonra işçi ve emekçiler önceden kurulmuş olan stantları gezerek kitap, dergi ve bildiriler aldı.
BİR-KAR toplanma alanında işçi ve emekçilere 1 Mayıs bildirilerinin dağıtımını ve Emeğin Kurtuluşu satışını yaptılar.
Wuppertal’da 1 Mayıs
Wuppertal’da 1 Mayıs’ta yürüyüş ve miting yapıldı. Kitle saat 09.30’da alanda toplandı. Geçtiğimiz yıla kıyasla katılımın daha yoğun olduğu gözlemlenirken Türkiyeli sol örgütlerin katılımı zayıf kaldı. Eyleme pankart ve flamalarla katılan BİR-KAR’lılar eylem boyunca bildiri dağıtımı yaptı.
Yürüyüş saat 10.00’da başladı. Yürüyüşün ön kortejlerini otonom gruplar ve gençler oluşturdu. Attıkları sloganlarla yürüyüşe dinamizm kazandırdılar ve diğer katılımcıları da olumlu yönde etkilediler.
1 Mayıs alanına ulaşıldığında çeşitli kurumlar, siyasi partiler ve sendikaların stantlarının kurulu olduğu görüldü. Ana sahnede müzik ve konuşmalardan oluşan bir program gerçekleştirildi. İlk konuşmanın ardından geçtiğimiz yıl belediye başkanı seçilen genç bir kadın konuşma yaptı. Sonrasında ise iki genç temsilci sendikalar adına söz aldı.
Konuşmaların ortak vurgusu, kapitalist krizin yükünün işçi sınıfı ve emekçiler üzerine yıkılmasıydı. Krizin sorumluları korunurken işçilerin sömürüldüğü ve bu süreçte sermayenin zenginleşmeye devam ettiği ifade edildi. Birçok sektörde işten çıkarmaların arttığı, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlaştığı ve emekçilerin giderek daha fazla mağdur edildiği dile getirildi.
Yapılan konuşmalarda, son dönemde yaşanan savaşlara ve farklı coğrafyalardaki çatışmalara ise neredeyse hiç değinilmedi. Aynı şekilde, işçi ve emekçileri bekleyen yeni saldırılara dair de herhangi bir somut değerlendirme yapılmadı. Bu başlıklar daha çok alanda yapılan birebir sohbetlerde gündeme geldi.
Katılımcılarla yapılan sohbetlerde, emperyalist müdahalelerin ve savaş politikalarının yeni çatışma alanları yarattığı; özellikle İran’a yönelik ABD-İsrail saldırganlığının yol açtığı gerilimin daha geniş çaplı bir savaşa dönüşme riski taşıdığı yönünde değerlendirmeler paylaşıldı. Militarizm ve artan silahlanma politikalarının, toplumun temel ihtiyaçlarına ayrılması gereken kaynakları tükettiği; buna karşılık silahlanma ve savaş harcamalarının sürekli artırıldığı sıkça dile getirildi.
Öte yandan kapitalist sistemin yalnızca emeği değil, doğayı da tahrip ettiği; ekolojik kriz, gıda krizi ve artan yoksulluğun en ağır yükünü yine işçi ve emekçilerin taşıdığı ifade edildi. Artan taşeronlaşma, düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve yükselen yaşam maliyetlerinin, emekçilerin yaşam koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırdığı dile getirildi.
Kadın işçi ve emekçilerin hem güvencesiz işlerde çalıştırılması hem de görünmeyen ev içi emeği üstlenmeleri nedeniyle çifte sömürü altında olduğu; gençlerin ise geleceksizlik ve belirsizlikle karşı karşıya kaldığı da dile getirilen başlıklar arasındaydı. Aynı zamanda bu ekonomik ve sosyal sorunların üzerini örtmek için ırkçı ve faşist hareketlerin güçlendirildiği yönünde eleştiriler öne çıktı. Özellikle aşırı sağ partilerin güç kazanması ve göçmenlerin hedef hâline getirilmesi sıkça vurgulandı.
Dağıtılan bildirilerde ve yapılan sohbetlerde öne çıkan ortak nokta, faşizme, savaşa ve militarizme karşı mücadele çağrısıydı. 1 Mayıs’ın yalnızca geçmiş mücadelelerin anıldığı bir gün değil, aynı zamanda örgütlü mücadelenin büyütülmesi açısından önemli bir eşik olduğu da ifade edildi.
Eylem sonunda genç öğrenciler, ilerleyen süreçte düzenleyecekleri grev ve etkinlikler için katılımcıları dayanışmaya davet etti.
Frankfurt’ta 1 Mayıs
Frankfurt’ta 1 Mayıs sendikalar, sol güçler ile kitle örgütlerinin katılımıyla, bir yürüyüş ve mitingle kutlandı.
Her sene olduğu gibi kentin merkezindeki Hauptwache’de saat 10.30’dan itibaren kitle toplanmaya başladı. Ardından kortejler oluşturularak yürüyüşe geçildi. Yürüyüşün ön tarafında IG-Metal, ver.di ve diğer sendikalar yer alırken, onları diğer kortejler takip etti. Sendikalar “Önce bizim işimiz, sonra sizin karınız!” pankartı taşıdılar.
Sendikaların kortejinde işçi katılımının ve coşkunun zayıf olduğu gözlendi. Sendikal bürokrasi her zamanki gibi, işçilerin katılımına yönelik hiçbir çaba göstermedi. Sendikaların gündeminde daha çok sosyal kesintiler, işyerlerinin yok edilmesi ve 8 saatlik iş günü hakkının gaspı gibi konular yer aldı. Sosyal saldırıların militarizm ile bağını kurmaktan ise imtina ettikleri gözlendi. Aralarında kimi sol gençlik örgütlerinin de yer aldığı, sendikaların (DGB gençliği) gençlik gruplarından oluşan kortej ise hem kalabalık ve hem de coşkuluydu. Gençler sendikalardan farklı olarak anti-militarist, anti-faşist sloganları öne çıkardılar.
Sendika kortejlerini, yürüyüş kitlesinin ezici coğunluğunu oluşturan yerli ve göçmen sol güçlerin kortejleri izledi. Bu kesim aynı zamanda yürüyüşün en coşkulu kısmıydı her zamanki gibi.
Yürüyüşe yerli veya göçmen sol örgütlerden şunlar katıldı: DKP, Die Linke, MLPD, Enternasyonal Gençlik, burjuva patilerden SPD ve Yeşiller, Türkiyelilerden TİP, ADHK, Partizan (Partizan ve Sınıf Teorisi ortak kortej), MLKP, SYKP, Almanya Halk Cephesi, DİDF, Frankfurt Alevi Kültür Merkezi, Kürt Hareketi (Tekojin imzalı pankartla), CHP Frankfurt Birliği. Ayrıca İran’dan Komala, Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve Filistinliler de pankart ve kortejleri ile katıldılar. Özellikle Filistinlilerin kortejine coşku ve öfke hakimdi. Gazze’deki soykırıma yönelik sloganlar hiç susmadı.
Sol güçlerin gündeminde savaş, militarizm, silahlanma ve faşizm tehlikesinin yanı sıra, kapitalist kriz ile savaşın emekçilere çıkardığı fatura ve sosyal yıkım politikaları yer aldı.
Sınıf devrimcileri bu sene de KPD’nin yeniden inşası için İşçi Birliği’den Alman dostlarla ortak bir kortejde yürüdüler. BİR-KAR imzalı “Savaşa, militarizme ve faşizme karşı; işçilerin birliği halkların kardeşliği!” pankartı taşınırken, BİR-KAR bayraklarının yanı sıra RJ ve TKİP bayraklarının taşındığı gözlendi. Yaygın bildiri dağıtımı yapıldı.
Kızıl bir görünüm yansıtan kortejde başta 1 Mayıs, enternasyonal ve Çav Bella olmak üzere çeşitli marşlar söylenirken, savaşa, sosyal yıkıma, faşizme ve militarizme karşı sloganlar coşkuyla atıldı. “Her yer Taksim, her yer direniş!” sloganıyla Taksim direnişine selam gönderildi.
***
Yürüyüşün ardından tarihi Römer meydanında miting yapıldı. Mitingde Frankfurt DGB başkanı Philip Jacks, Frankfurt belediye başkanı Mike Josef, EVG (ulaşım sendikası) başkanı Cosima İngenschay ve DGB gençliği adına konuşmalar yapıldı. Sendika bürokratları her zamanki gibi bolca sosyal saldırılardan bahsederken, bu saldırıların temel sebebi olan kapitalist kriz ile izlenen militarist politikalara fazla değinmekten kaçındılar.
Mitingde yine her zamanki gibi, işçi ve emekçileri doğrudan temsil eden hiç kimseye kürsüde söz hakkı verilmedi.
Alana coşkulu sloganlar ve davulla giriş yapan Filistinli grup ile DGB başkanı Philip Jacks arasında bir söz düellosu yaşandı. Daha doğrusu sendika bürokratı Filistinlilere yönelik sözlü saldırıda bulundu. Jacks daha Filistinliler alana girerken onları daha sessiz olmaları yönünde uyardı. Alana yerleşen Filistinliler sloganlara devam ettiler. Ardından konuşmacılar sayılırken, belediye başkanı Mike Josef’in ismi geçince Filistinliler tepki gösterdiler. Bunun üzerine DGB başkanı birkaç kez daha Filistinlileri uyararak, mitingin kurallarına ve 1 Mayıs’a uygun davranmaları gerektiğini söyledi. Son derece kibirli, pervasız, üsttenci ve nezaketten yoksun bir tarzda konuşan DGB başkanı, işi tehdite kadar vardırdı.”Eğer susmazsanız yaptırıma başvurmak zorunda kalırız!” sözleriyle, polisi çağırmakla tehdit etti.
Ardından söz alan belediye başkanı Mike Josef de aynı tarzı devam ettirdi. Filistinliler bir müddet daha protestolarına devam ederken, daha sonra alanı terkettiler.
Daha sonra anlaşıldı ki bu tartışma 1 Mayıs alanında başlayan bir tartışma değil. Özellikle Mike Josef daha önce de Hamas demagojisi üzerinden İsrail’den yana ve Filistin karşıtı kimi açıklamalar yapmış. Dahası Frankfurt Yahudi Cemati’nin eski başkanı ve aynı zamanda bir emlak zengini olan bir iş adamıyla yakın ilişkileri olduğu söyleniyor. Yahudi lobisinin kuklası bir belediye başkanı ve onun özürcüsü bir sendika bürokratı birlikte, hem de 1 Mayıs’ta mazlum bir halka saldırma küstahlığını hizmet ettikleri düzenden alıyorlar.
Toplamında 5 bin kişinin katıldığı açıklanan Frankfurt 1 Mayıs’ı, yaşanan sosyal saldırılar, savaş, militarizm ve yükselen faşist hareket gibi olgulara rağmen, rutini aşan bir niteliğe erişemedi.
Bielefeld’de kitlesel coşkulu 1 Mayıs
İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, Bielefeld’de son yılların en kitlesel katılımıyla kutlandı.
Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve ona bağlı sendikaların çağrısıyla yapılan yürüyüş ve mitinge 5.500 kişi katıldı. Saat 10.00 sıralarında DGB binası önünde toplanılan eylemde kortejler oluşturularak saat 10.40’ta yürüyüşe geçildi.
Göçmenler her yıl olduğu gibi bu yıl da kortejlerde yerlerini alırken, farklı Alman sol grupların aktif katılımı dikkat çekiciydi. Eyleme katılımın önemli bir kısmını oluşturan gençlik, oluşturduğu kortejler ve attığı sloganlarla eyleme coşku kattı. Gençler, yürüyüş boyunca attıkları sloganlar, taşıdıkları pankart ve dövizlerle zorunlu askerliğe, silahlanmaya, savaşa ve sosyal yıkıma duydukları tepkiyi dile getirdi. “Savaşa hayır!”, “Silahlanmaya değil, eğitime bütçe!”, “Yaşasın enternasyonal dayanışma!”, “Zorunlu askerliğe hayır!”, “1 Mayıs’tan ellerinizi çekin!”, “Dayanışma, her ülkede faşizme karşı direniş anlamına gelir!” “Tek yol devrim!”, “Faşizme karşı omuz omuza!” gibi sloganlar sık sık atıldı.
***
Eylemde DGB ve ver.di sendikaları kortej oluşturdu. Yürüyüşte anti-faşist gruplar, Alman Komünist Partisi Gençlik Örgütü/SDAJ, Alman Sosyal Demokrat Partisi/SPD Gençlik Örgütü/Jusos, Maocu bir gençlik örgütü, Revolutionärer Jugendbund (Devrimci Gençlik Birliği) ve Einheit Bielefeld örgüt pankartlarıyla yürüdü. DKP, die Linke, Yeşiller ve SPD eyleme katılım sağlayan Alman partiler oldu. Türkiyeli gruplardan AGİF, DİDF, TKİP, Halk Cephesi, Devrimci Komünarlar Partisi/DKP, Kürdistan Zentrum katılım sağlarken, Yunanistan Komünist Partisi/KKE de kortej oluşturan bir diğer göçmen parti oldu.
Sınıf devrimcileri pankart ve bayrakların yanı sıra Marx ve Engels’in portrelerini de taşıdı.
***
Kortejler, sloganlar atarak şehir merkezindeki caddelerden, stantların da açıldığı Ravensbergerpark’a yürüdü. Miting alanında yapılan konuşmalar ve müzik dinletisinin ardından eylem sonlandırıldı.
***
Almanya’da bu yılın 1 Mayıs’ı ciddi ekonomik ve sosyal çatışmaların gölgesinde yapıldı. Çünkü Almanya’nın yeni hükümeti, devasa silahlanma paketleri, Rheinmetall ve benzeri şirketlere aktarılan milyarlarca avroluk vergi gelirleri, zorunlu askerlik hizmetinin yeniden gündeme getirilmesi, sağlık sisteminin militarizasyonu, medyada ve okullarda yürütülen savaş propagandasıyla, dört koldan savaşa hazırlık yapıyor.
Tekellerin çıkarları için başlatılan “savaşa hazırlık” sürecinin bedeli emekçilerin sırtına yıkılıyor. Bugün artan hayat pahalılığı, fazla mesai ve çalışma süresini uzatan düzenlemeler; emekli maaşlarında, bakım ve sağlık hizmetlerinde yapılan kesintilerle emekçilere adeta bir savaş açılmış durumda. Bunun olumsuz etkilerini bütün emekçi kesimler hissetmeye başladı.
Hükümetin bu saldırılarına karşı özellikle gençler arasında görünen direniş eğiliminin 1 Mayıs’a yansıması, etkili politik bir başlangıç olarak değerlendirilebilir. Askerlik hizmetine karşı geçtiğimiz aylarda başlatılan okul grevleri, sembolik bir tarih olan 8 Mayıs’ta yapılması planlanan kitlesel bir eylemle devam edecek.
Eyleme yansıyan bu canlı atmosfer, sendikaların 1 Mayıs’ları resmi bir seremoniye dönüştürüp içeriğini boşaltma çabalarını boşa çıkarması açısından da önemli bir adım oldu.
Dortmund’da 1 Mayıs
İşçi sınıfının en temel kazanımlarına yönelik sosyal yıkım saldırılarının, emperyalist savaşların daha da derinleştirdiği sefaletin, hızla yükselmekte olan ırkçılık ve faşizmin, akıl almaz boyutlara ulaşmış bulunan militarizm ve savaş kışkırtıcılığının ayyuka çıktığı günlerde, Alman Sendikalar Birliği (DGB) “Önce bizim iş güvencemiz sonra sizin karınız” gibi sınıf işbirlikçisi bir şiar ile işçi ve emekçileri 2026 yılı 1 Mayıs’ına davet etti.
On binlerce çalışanın işine son verildiği, binlerce iş yerinin yok edildiği ve yüzde 20’lere varan ücret kayıpları nedeniyle emekçilerde biriken öfke ancak böylesi bir ihanet ile boşa düşürülebilirdi.
DGB ve kendisine bağlı sendikaların başına çöreklenmiş bulunan satılmış sendika bürokratları, sermaye ile kurdukları ve adına “sosyal ortaklık” dedikleri ihanetin bir ürünü olarak, kendilerini besleyen kapitalist tekellere hizmette bu yıl da kusur etmediler. Tüm bu ihanetlere rağmen, işçi ve emekçiler geçmiş yıllara oranla bu yıl çok daha kitlesel bir şekilde alanlara çıktı. Almanya’nın birçok şehrinde olduğu gibi Dortmund kentinde de kitlesel coşkulu bir 1 Mayıs’a ev sahipliği yaptı. İşçilerin, alanda sendikaların bayraklarını ve sembollerini taşımadıkları gözlemlendi. Ayrıca sendika bürokratları ve burjuva partilerinin temsilcilerinin kürsüden yaptıkları konuşmalara ilgisizlik, emekçilerde onlara karşı biriken güvensizliği ortaya koydu.
Bu yılki kitlesel katılımın büyük bir çoğunluğu gençlerden oluşuyordu. Zira gençlik sistemi yargılayan politik içerikli pankartları ve sloganları ile bütün eyleme damgasını vuran asıl güç oldu. Gençlik kortejlerinden sermayenin saldırılarına, militarizme, geleceklerini yok eden işsizliğe, ırkçılığa ve emperyalist savaşlara karşı tepki bütün bir yürüyüş boyunca devam etti.
Eyleme Sol parti, MLPD, DKP gibi yerli partilerin yanı sıra göçmen örgütlerinden BİR-KAR, RJ, Halk cephesi, DIDIF katılım gösterdi.
3.000’e yakın bir kişinin katılımı ile uzun bir güzergah boyunca devam eden yürüyüş kültürel etkinliklerin yapıldığı Westfalen parka kadar devam etti. Burada da kurulan sahne bir kez daha sendika bürokratları tarafından cömertçe burjuva partilerinin hizmetine sunuldu.
BİR-KAR tarafından taşınan ve üzerinde “sömürüye, emperyalist savaşlara, faşizme karşı yaşasın sosyalizm” şiarı yazılı pankart ilgiyle karşılandı.
Westfalen parkta kültürel etkinlikler akşam saat 17.00’ye kadar devam etti.
Berlin’de kitlesel 1 Mayıs
İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, binlerce işçi ve emekçinin katılımıyla Berlin’de coşkulu bir şekilde kutlandı.
Alman Sendikalar Birliği’nin (DGB) “Önce bizim işimiz, daha sonra sizin kârınız” çağrıcısıyla yapılan yürüyüşe IG Metall, ver.di, GEW ve mücadeleci sendikalar da katıldı, yürüyüş kortejlerinde kendi taleplerini dile getiren pankart ve bayraklarıyla yerlerini aldılar.
Militarizm, silahlanma, savaş, zorunlu askerlik ve sosyal hakların kısıtlanmasına karşı talepler ve şiarlar daha çok ön plana çıkarıldı.
MLPD, Komünist İnşa, Devrimci Komünist Parti gibi yerli partilerin yanı sıra, Türkiye kökenli örgütlerden ATİF, DİDF, TİP, TKP, Halk Cephesi ve Halkın Birliği de pankart ve bayraklarıyla yürüyüşte yerlerini aldı.
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu’nun (BİR-KAR) “Emperyalist savaşa, sosyal hakların gaspına, faşizme karşı sosyalizm için” pankart ve bayraklarıyla katıldığı yürüyüş, miting alanında yapılan konuşmaların ardından sona ererken, alanı dolduran kitleler mücadele kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Stuttgart’ta 1 Mayıs…
Almanya’nın önemli sanayi merkezlerinden Stuttgart’ta da işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ta yürüyüş ve miting düzenlendi. kapsamında düzenlenen yürüyüş ve mitinge binlerce kişi katıldı.
DGB’nin organizasyonu ile gerçekleştirilen eyleme binlerce kişi katıldı. Şiar ve konuşmalarda iş güvencesinin sağlanması, ücretlerin korunması ve sosyal hakların genişletilmesi talepleri ön plana çıktı. Otomotiv ve metal sektöründe yaşanan kriz, eylemlerde özellikle vurgulandı; işten çıkarma ve üretimin yurtdışına taşınmasına karşı çeşitli mesajlar dile getirildi. Sendika temsilcileri, krizin sonuçlarının çalışanlara yüklenmemesi gerektiğini belirtti.
1 Mayıs yürüyüşü ve mitinginde, katılımın beklenen seviyede olmaması, dikkat çeken hususlardan biri olarak öne çıktı. Göçmen işçilerin yerli işçilere kıyasla daha yoğun ve görünür şekilde katılım göstermesi de kayda değer.
Bu tablo, Almanya’daki düzen sendikacılığının 1 Mayıs ve işçi sınıfının geleneksel mücadele mirasına bakışını açıkça ortaya koymaktadır. Uzun süredir uygulanan bürokratik sendikacılık modeli, işçilerin güncel sorunlarına yeterince yakın durmadığını ve örgütlenme kültürünü zayıflattığını göstermektedir.
Katılımın düşük olması, işçi sınıfında ilgisizlik, örgütlenme eksikliği ve temsil konusunda yaşanan güçlüklerin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle ekonomik kriz, hayat pahalılığının artması ve işten çıkarmaların yoğunlaştığı bu süreçte sendikaların daha kapsayıcı ve güçlü olması büyük önem taşımaktadır.
Marktplatz’daki ana mitingde ise gün boyunca aralıklarla devam konuşmaların yanı sıra çeşitli kültürel etkinlikler de yapıldı. Stuttgart’taki 1 Mayıs gösterilerinde ise işçiler, Almanya’da artan ekonomik sorunlara karşı tepkilerini dile getirdi.
Essen’de görkemli 1 Mayıs
Almanya’nın her yerinde olduğu gibi Essen’de de Alman Sendika Birliği DGB’nin bir çesit tasarrufunda olan 1 Mayıs eylemleri bu yıl en azından Essen’de DGB’nin kontrolünden çıkmış oldu.
Neonazi partisi “Die Heimat” (Almanya Ulusal Demokrat Partisi NPD’nin Anayasa Mahkemesi tarafından yasaklandıktan sonra 2023 yılında ismini değiştirerek ‘Die Heimat’ ismini almıştır) taraftarları Essen’in kent merkezinde “Hirschlandplatz” meydanında saat 13.00’de buluşup, yine kent merkezinde bulunan ve DGB’nin 1 Mayıs kutlamalarını gerçekleştirdiği alana doğru yürüyüşe geçeceklerdi. Ne var ki kentin bütün sokakları, tramvay ve merkezi otobüs durakları antifaşist ve devrimci gruplar tarafından ablukaya alınarak, Essen polisi ve Neonazi gürühun bütün girişimleri boşa çıkarıldı.
Bu neo Nazi grubu, yıllardır Essen polisinin kontrolü altında beslenip büyütülmeye çalışılıyor. Naziler Essen’de özellikle de göçmen işçi ve emekçilerin yoğun olarak yaşadığı semtlerde çalışmalar yürüttüler. CDU’lu Essen Belediye Başkanı ve yabancı düşmalığıyla ün yapmış Essen polis teşkilatının beslemesi bu ırkçı-faşist grubun, polisin bütün saldırı ve provokasyonlarına rağmen, 1 Mayıs gününde 10 bini aşan kişinin katıldığı eylemle adım dahi atamasına izin verilmedi. Essen kentini tiyatro binalarından sinema salonlarına, üst geçitlerden merkezi tren garına kadar yayılan anti-faşist devrimci gruplar kenti adeta abluka altına aldılar.
1 Mayıs yürüyüşündeki devrimci blokta yer alan sınıf devrimcileri ve RJ baştan sona militan bir duruş sergileyerek polisin bütün provakasyonlarını boşa çıkardı. Eylemin ardından yine sınıf devrimcilerinin dahil olduğu geleneksel 1 Mayıs şenliğinde yemek ve Emeğin Kurtuluşu ile dayanışma standı açıldı. Binlerce işçi ve emekçinin katıldığı 1 Mayıs şenliğinde yoğun bir şekilde BİR-KAR imzalı 1 Mayıs bildirisi ve Emeğin Kurtuluşu’nun satışı gerçekleştirildi.
Kızıl Bayrak / Almanya
|