İçindekiler:

15 Nisan 2026
Sayı: KB 2026/03

1 Mayıs'ın çağrısı
İran'a emperyalist saldırı
Hürmüz Boğazı krizi ve aranan "çözüm"
"Kolay zafer" beklentisinden büyük çıkmaza...
Kanlı ellerinizi Ortadoğu'dan çekin!
İran savaşı ve gösterdikleri
İran savaşı, emperyalist planlar ve Kürtler
Trump'ın İran politikası
"Halkların katili NATO defol!"
BDSP: İşçilerin birliği, halkların kardeşliği!
"Gözünü kan bürümüş şebeke"
Emperyalist savaş ve "istikrar"
Ulusal sorun ve hareketlerin "yeni dünya düzeni"ndeki yeni tablosu
Komisyon Raporu ve "yeni süreç" gerçeği
Ortadoğu'da savaş, dünyada kriz!
Barbarlığın adı: Barış Kurulu
1 Mayıs'a doğru
Savaşa karşı olmak, kapitalizme karşı olmaktır!
"Güçlü bir 1 Mayıs'ı örgütlemek gerekiyor"
İstanbul 1 Mayıs'ı için ileri
NATO defol!
NATO Zirvesi yaklaşırken, gençlik ve emperyalizm
Dardanel direnişi deneyimi üzerine...
Kadın emeği sömürüsüne açılan pencere: Dardanel
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Kadın emeği sömürüsüne açılan pencere: Dardanel

 

Fabrikalarında ve depolarında kadın işçilerin çoğunluğu oluşturduğu Dardanel’i, yıllardır çalışanlarına yaşattığı kötü çalışma koşullarından biliyoruz. Ancak, 8 Mart’ın ön günlerinde kadın işçilerin başlattığı direnişle birlikte kamuoyu Dardanel’de neler döndüğünü, işçi ve toplum sağlığı açısından durumun ne olduğunu, özellikle pandemi döneminde gündeme gelen “kapalı devre çalışma” uygulamalarını bir kez daha hatırladı. Bilmeyenler de öğrenmiş oldu.

8 Mart, kadın işçilerin talepleriyle yükselen mücadelenin işçi sınıfı tarihine kazandırdığı bir gün. 2026 8 Mart’ında Dardanel vesilesiyle sınıfsal ayrım ve kapitalistlerin ikiyüzlülüğü bir kez daha görülmüş oldu. Dardanel, 8 Mart reklamında “Bizi biz yapan kadın çalışanlarımızın emeğidir” diyor. “Kadın işçilere değer veren işletme” görüntüsü yalandan ibaret olsa da, bu ifade şirketin kadın işçilerin emek-gücünü sömürerek büyüdüğüne işaret ediyor.

Dardanel’in amacı kadınların iş yaşamına girmesi ya da daha iyi bir hayat yaşaması değil elbette. Kadınlara istihdam sağlamasını marka değerine reklam payesi olarak kullanan Dardanel’in servetini büyüten, kadın işçilerin gasp edilen alınteridir.

Gelelim Dardanel’in siciline:

-Daralmayı bahane ederek Kasım ayından beri İstanbul Dudullu’daki fabrikadan 200’ü aşkın kadın işçi işten çıkarıldı ve tazminatları verilmedi.

-Ortada bir daralmanın olmadığı kapanan suşi bölümünün daha da büyütülerek Çanakkale’de yeniden açılmasından ve Dudullu’daki fabrikada yeni bir bölüm açılması için hazırlık yapılmasından bellidir.

-Firmanın küçülmediği, aksine büyüdüğü ve yeni yatırımlar yaptığı gün gibi ortada. Çorum’da güneş enerjisi sistemi yatırımı yaptı. Hem bunun için hem de Çanakkale’de yapacağı yatırımlar için devletten teşvik aldı.

-İşten çıkarmanın ardından yoğun bir şekilde yevmiyeci ve taşeron işçi alımına başlanması, aslında üretimde işçi ihtiyacının olduğunu gösteren bir başka örnek. Hatta geçtiğimiz günlerde gündelikçi olarak getirilen işçilerin genç kadınlar ve çocuk işçiler olduğu ifade edildi.

-İşçiler açısından çalışma koşullarındaki kuralsızlık ve baskı, işe giriş anında başlıyor. Fazla mesaiye zorla bırakılma, yoğun iş yükü, iş kazaları, düşük ücretler, ücretlerin zamanında yatırılmaması… Liste uzayıp gidiyor.

-Kimyasallara maruz kalmak işçilerin en temel sorunlarından biri. Kimyasallar kullanılırken üretim devam ettirildiği ve KKD (kişisel koruyucu donanım) verilmediği için el ve ayaklarda yanıklar, soluma sonucu oluşan hasarlar gibi birçok sağlık sorunu yaşanıyor.

-Havalandırmanın çoğu zaman açık olmaması, solunum açısından yaşanan sorunları artırmıştır.

-Tuvalete gitmek, ped değiştirmek, su içmek gibi temel insani ihtiyaçlar için bile izin verilmemesi, işletmeye hakim vahşi anlayışı göstermesi bakımından ibretliktir.

-Yeterli önlemler alınmadan, işçiler eksi 30, eksi 40 derecede çalıştırılıyor.

-Kart basımındaki bir iki dakikalık gecikmelerde iki saatlik ücret kesintisi yapılıyor.

-Asgari ücretin üzerinde ücret alan işçilerin sigortası asgari ücretten yatırılıyor.

-Saati öğrenmek için telefona bakılması yasak.

-İşçi ve kadın sağlığı açısından sicili bozuk olan Dardanel’in toplum sağlığını da düşünmediği, kimyasalların bulunduğu ortamda üretimi sürdürmesinden bellidir. Ayrıca son kullanım süresi geçen ya da geçmek üzere olan ürünlerin toplanıp bozuk olanlar ayrıştırıldıktan sonra yeni tarih basılarak yeniden paketlendiği de işçilerin anlatımlarıyla ortaya çıktı.

-Bir de pandemi dönemine dönüp bakıldığında, “kapalı devre çalışma” modeliyle işçilerin günlerce fabrikadan çıkmadan çalıştırılması, işletmede kölece koşulların nerelere vardırılabildiğini göstermiştir.

Dardanel’de kadın işgücü sömürüsü ve daha fazlası…

Kapitalizmde kadın emeğinin daha yoğun sömürüldüğünü, kapitalistlerin ise zor koşullarda kadın emeği kullanarak kendilerini kurtardığını biliriz. Kadın emeği, ücretli kölelik düzeninde eşit değer görmez; “ek gelir” diye konumlandırılarak düşük ücret politikası uygulanır. Sigortasız ve kayıt dışı çalıştırma, işçi sınıfı kuşaklarının mücadeleleriyle büyük ölçüde aşılmış ve bu alanda yasal haklar kazanılmıştır. Ancak bugün bu haklar, çeşitli yasal kılıflarla fiilen gasp ediliyor ve bu “günümüzün normali” diye dayatılıyor. 

Dardanel’e baktığımızda tam da bunları ve daha fazlasını görürüz …

Bir yanda sermayesini büyüten Dardanel kapitalisti Niyazi Önen, diğer yanda yoksullaşan ve geçim sıkıntısıyla boğuşan Dardanel’in kadın işçileri: Hanife, Elif, Kıymet, Sevda, Serpil, Gurbet, Hamdiye, Havva…

Tazminat haklarını gasp ederek işçileri işten çıkaran Dardanel, bayramdan önce kimseye tazminat vermeyeceğini ve bayramdan sonra da üç taksit şeklinde yatıracağını söylemişti. Fabrikanın, deponun, CEO’nun evinin ve restoranların önünün eylem alanına çevrildiği 15 günlük direniş sayesinde bayramdan önce tek seferde tazminatlar alınmış oldu. Sınırlı sayıda kadın işçinin ortaya koyduğu kararlılık sayesinde haksız yere işten atılan tüm Dardanel işçileri tazminat haklarını alabildi.

Dardanel’de işçilerin gösterdiği direnme iradesi, rahatça döndürülen sömürü çarklarına çomak sokmuş oldu. Direnişle birlikte fırçayı eline alan kadın işçiler, Dardanel’in pervasız dayatmalarına bir fırça darbesi indirdi. Artık Dardanel’e boyun eğmeyen kadın işçiler, hak aramanın ve mücadeleyle değişimin ve kazanımın resmini çiziyor.

Z. İnanç