TPI’da durum açık, saflar net!
TPI işçilerinin hakkı akıl almaz bir hukuksuzlukla gasp edilmek isteniyor. TPI işçisinin bu haksızlığı tüm kamuoyuna duyurmak, buradan gerekli sınıf dayanışmasını örgütlemek ve buna karşı mücadele etmek dışında bir şansı bulunmuyor. “Her şey bitti” propagandası yapılırken, bir grup TPI işçisinin çabasıyla örgütlenmeye çalışılan Ankara eylemi tam da bunun için gündeme geldi.
Ama ne fayda… TPI işçileri bu ve benzeri kararlarla haklarını Amerikan sermayesine yedirmeyeceğini dosta düşmana duyurmaya hazırlanırken, bazıları alışık oldukları üzere resmen eylem bozgunculuğu yapıyor. Mücadele konusunda bir fikri, programı, cesaret ve iradesi olmayanlar akıl almaz bir tutumla Ankara eyleminin gerçekleşememesi için elinden geleni yapıyor, mücadele etmek isteyen bunun için canını dişine takan işçilerin moral ve özgüvenini kırmaya çalışıyorlar.
Neymiş, aslında yapılması gereken, diğer işletmelerde işçilerin iş durdurmasını sağlamakmış. İyi de elinizi tutan mı var? Böyle bir şey yapılabilecek somut bir durum varsa, neyi bekliyorsunuz? Ankara eylemini boşa çıkarmak için gösterdiğiniz çabayı buna harcasanıza! Ama hayır bu yapılmıyor. Peki ne yapılıyor? Mücadeleci TPI işçileri haklı davasını anlatmak için diğer sınıf örgütlerine, sendikalara ziyaretler gerçekleştirirken, milletvekillerinden, demokratik kitle örgütlerinden destek örgütlemeye çalışırken, birileri de TPI işçisi olma kimliğine sığınıp kapı kapı dolaşıp karalama kampanyası yürütüyor. Tüm TPI işçilerinin yapması gereken, 11 Kasım’da yapılacak eyleme katılmaktır
TPI işçileri mücadele etmezse, kararlılığını ortaya koymazsa, kim ona neden ve niye destek versin? Kapısına daha önce de gidilen “yetkililer” neden bunun için lütfedip çaba göstersin. TPI sermayesinden tık yok. İşçilerin haklarını korunmakla yükümlü olan çalışma bakanlığı -yapabileceği çok şey varken- “yapılabilecek bir şey yok” diyor. Sendika 3 maymunu oynuyor. Bu durumda TPI işçisi ne yapacak? Sessizce oturup kaderine rıza mı gösterecek?
TPI işçisi ya kararlılığını gösterecek, “Ben hakkımı yedirmem arkadaş!” diyecek ya da eli böğründe hakkının gasp edilmesini izleyecek. Ankara eylemi TPI işçisinin bu soygunu eli böğrüne izlemeyeceğinin göstergesi olacak.
Sendika mı ne yapacak?
Zaten sakatlık bu işe bakışta var. Sendika sadece yöneticilerden ibaret değildir, Petrol-İş üyesi işçiler neredeyse sendika oradadır. Sendikanın yapması gereken işçiler tarafından ortaya koyulan bu kararlılığa bütün gücüyle destek vermektir. Başka türlü bir davranış Amerikan tekelinin bu hukuksuz gaspına seyirci kalmak olur. Gelirlerse ne ala ama gelmezlerse de bu eylemin Petrol-İş eylemi olduğunu gerçeğini değiştirmez. Zira bir sendikanın asıl sahibi onun üyesi olan işçilerdir.
Bu eylem kim tarafından örgütleniyor?
Eylemi etkisiz kılmak için yapılan ipe sapa gelmez tartışmalardan biri de bizim eylemle olan ilişkimiz üzerine dönüyor. Öncelikle, bu eylem, bazılarının söylediği gibi bizim tarafımızdan değil, atalet ve teslimiyet tablosuna itiraz eden bir grup TPI işçisi tarafından örgütlenmektedir. Birliğimiz bugüne kadar TPI işçilerinin yaptığı her eyleme zaten destek vermiştir, vermektedir. Birçok öneri yapmış, birçok eylemin örgütlenmesine ön ayak olmuş, deneyim ve birikimlerini baştan beri paylaşmış, kimse aksini iddia edemez ki bu grev için büyük bir emek harcamıştır. Düne kadar sendika tarafından örgütlenen ve şimdi bu tartışmalarla eylemi zayıf düşürmeye çalışanların bazılarının da katıldığı, bildirisini dağıttığı eylem ve etkinlikler de bunlara dahildir. O zaman, bunu tartışmayanların şimdi eylemdeki yerimizi tartışmaları, asıl tartışılması gereken konudur.
Birliğimiz araba parasını nereden ve nasıl karşılayacak?
Bunun tartışılması kadar abest bir konu yoktur. Düşünün ki bir grup işçi Ankara’ya gidecek, Amerikan Büyükelçiliği önünde sesini duyuracak. Ama mücadeleden kaçmak isteyenler “iyi de bunun masrafları nasıl karşılanacak?” diyerek ipe un sermek istiyor. “Orada sendika var bunu karşılasın” diye sendikaya yüklenmek yok. “Kamuoyu oluşturalım biz bir mücadele yürütüyoruz işçiler emekçiler ilerici kurumlar diğer sendikalar bize destek sunar” diye bir bakış, buna dayalı bir çaba yok. Ne var? imkansızlara oynayıp mücadeleden kaçmak var.
Bu kaçışı boşa çıkarmak için birliğimiz bir dayanışma kampanyası ile bunun karşılanabileceğini, bütün imkân ve olanaklarını kullanarak bu sorunun çözümünde sorumluluk üstleneceğini söylüyor. Bu tutum, bu sınıf dayanışması takdir ile karşılanacağına, “ne iyi birileri elinin taşı altına koydu, biz de böylece kendi mücadelemizi yürütmek için imkana kavuştuk” denileceğine çirkin spekülasyonlara konu ediliyor. Herhalde başka bir grev yoktur ki, sendikanın yapmadığını yapıp, mücadele etmek isteyene imkân sağlayanlar, bu imkânı sağladıkları için tartışılsın.
“Bu otobüslerin parası nereden sağlanıyor?” diyenler, bu otobüslerin parası sizin gibi fabrikalarda çalışırken, haksızlığa uğramış, mücadeleye atılmış, başkaları aynı şeyi yaşarken destek vermeyi sınıf borcu sayan namuslu işçilerden, ilerici-devrimci kurumlardan, sendikalardan geliyor. Bunu bile kendine dert eden varsa, yapması gereken sağladığımız katkı için bizi eleştirmek değil, aynı dayanışmayı örgütleme becerisini göstermektir. Bunu böyle yapanlardan sonra, bu tutumlarını “her şeyi işçi yapsın” gibi pek masum görünen bir biçimde ambalajlayanlardan bu kadarını beklemek, bütün TPI işçilerinin hakkı olmalıdır. Ama bunu da başaramazlarsa, baştan itibaren bu eylemi örgütleyen mücadeleci TPI işçileri için endişelenecek bir şey yoktur. Petrokimya İşçileri Birliği, gerçekten mücadele eden işçilere verdiği sözlerin arkasındadır.
Biz bu direnişin başından itibaren her türlü grupsal çatışmadan, sendika içi rekabetten, koltuk hesaplarından ve TPI işçilerinin birliğini zedeleyen sağlıksız davranışlardan daima uzak durduk. Bu tutumumuzu sürdüreceğiz. Birbirinin açığını arayan temsilci ve sendikacılara bu kısır tartışmaları bir kenara bırakmaları gerektiğini her zaman söyledik. Söylemeye devam edeceğiz. Kendi kişisel ikbalini işçinin çıkarının önüne koyanın karşısında olduk, olmaya devam edeceğiz.
Bize karşı olmadık tutumları sergileyenlerle, haddini aşarak işi fiziki bir provokasyona vardırmaya kalkanlarla, buradan siyasi ya da sendikal rant elde edebileceğini düşünenlerle ve onlara yol gösterenlerle elbette hesaplaşacağız. Ama şimdi bizim için önemli olan TPI işçisinin Ankara eylemini başı dik bir biçimde başarması, sonrasında ise mücadeleye devam etmesidir.
Hal böyleyken, şimdi birilerinin aynı kısır tartışmalarla mücadelenin önüne geçmeye çalışmasına, bizim varlığımızı bahane edip eyleme yan çizmeye çalışmasına izin vermeyiz.
Eylem inisiyatifi içinde yer almayacağımızı, ancak gerek Ankara eyleminin başarılı geçmesi için gerekse bundan sonraki tüm mücadelelerin kararlılıkla sürdürülmesi için, maddi ve manevi olarak direniş iradesi gösteren TPI işçilerinin yanında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha belirtiyor tüm TPI işçilerini baştan beri eylemi örgütlemeye çalışan mücadeleci arkadaşlarının etrafında toplanmaya çağırıyoruz.
TPI işçisi arkadaşlar!
Ankara eylemi, daha şimdiden geri plana atılan TPI grevini yeniden kamuoyunun gündemine sokmuştur.
Bu eylemin başarıyla gerçekleşmesi elbette tek başına haklarınızı almanızı sağlamayacaktır, ancak bu eylemle göstereceğiniz kararlılık, Amerikan sermayesini, iktidarı ve mücadeleyi ortada bırakan sendikanızı harekete geçmeye zorlayacaktır.
Bu nedenle, tüm TPI işçileri hızla organize olmalı ve Amerikan Büyükelçiliği önündeki eylemde mücadeleden asla vazgeçmeyeceğini dosta düşmana göstermelidir.
Petrokimya İşçileri Birliği
9 Kasım 2025
|