Ölüm ve sömürü düzeninde bir hafta...
Kocaeli Dilovası’ndaki Ravive Cosmetics AŞ’ye ait parfüm atölyesinde çıkan yangında üçü çocuk altı kadın işçi öldürüldü. Bu katliam “kayıt dışılık, güvencesizlik, denetimsizlik” üçgenine dayalı bir sistem kuran Saray rejimi ile kapitalistlerin ölüm saçan emek düşmanı “fıtratlarını” gözler önüne bir kez daha serdi.
CİMER’e şikâyet edilen, mahalle ortasında yer alan, kaçak olduğu ve hakkında yıkım kararı bulunduğu iddia edilen, tek çıkışı olan, işçi güvenliği bir yana yangın tüpü bile bulunmayan bir atölyede sigortasız, güvencesiz, yemeksiz çalıştırılan işçilerden üçü çocuk altı kadın işçi göz göre göre katledildi.
Kadın ve çocuk işçilerin güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırıldığı, kuralsızlığın hâkim olduğu atölyede çıkan yangına “kaza” değil “cinayet” denir. Alınmayan önlemlerin, göz yumulan usulsüzlüklerin, korunan kişilerin ve kurumların olduğu yerde “ihmal” değil “tercih” vardır.
Göz göre göre gelen bu katliam, Saray rejiminin, sömürü ve ölüm düzeninin sınıfsal tercihlerinin bir ürünüdür.
İş cinayetleri faillerini koruyan düzen
Ölüm ve sömürü düzeni, uyguladığı cezasızlık politikaları ile katliam yapan kapitalistleri koruyor. Nitekim Dilovası’nda yaşanan iş cinayeti ile aynı günlerde Çalık Holding’in korumaları ve bir polis tarafından öldürülen işçi Erol Eğrek’in duruşması görüldü. Eğrek tazminatını almak için Çalık Holding önüne gittiği için onu öldüren şirket korumaları ve bir polis, altı ayın sonunda serbest bırakıldı. AKP-MHP düzeninde işçi katilleri elini kolunu sallayarak sokaklarda gezebiliyor.
Bir başka cezasızlık ve koruma örneği ise İliç davasının son duruşmasında yaşandı. Sistemin işçi ve çevre sömürüsünün bir sonucu olan İliç Katliamı’nın dördüncü duruşmasında sözde yargılananlar mahkeme salonunda bile sorgulanmadı. Duruşmada iki tahliye, adli kontrollerin kaldırılması kararları verildi. İliç Katliamı sermaye sınıfı ve onun vurucu gücü olan Saray rejiminin sınıf düşmanlığına ayna tutarken, sonrasında yaşananlar ise sistemin işleyişinin özeti niteliğindedir. Maden sahiplerinin, talana izin veren yetkililerin, denetlemeyen devlet kurumlarının yargılanmadığı bu düzende “davalar nasıl kapatılmak istenir”i izliyoruz.
Dilovası’ndaki işçi cinayetlerini protesto eden gençler göz altına alındı ve tutuklandı. İş cinayetleri işleyenlerden hesap soran Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay gibi avukatlar, düzenin yasaları ayaklar altına alınarak yıllardan beri zindanlarda tutuluyor.
İş cinayetlerinin gerçek sorumluları çoğu zaman yargılanmazken, arada bir yargılananlar ise mahkeme kararlarıyla “aklanmaktadır.”
Cinayet düzenine güzelleme fotoğrafı
AKP Antep Milletvekili Mesut Bozatlı, kebapçı dükkanında çalışan 10 yaşındaki bir çocukla çektirdiği fotoğrafı sosyal medya hesabında paylaştı. Bu paylaşımın olduğu gün Dilovası’nda iki çocuk iş cinayetinde öldürüldü.
Ağrı’da ayçiçeği tarlasında çalıştırılan çocuk işçi Nursefa Samur traktöre bağlı biçerdöverin altında kalarak öldürüldü.
Rüştü Kazım Yücelen Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisi Alperen Uygun, çalıştırıldığı asansör firmasında inşaatın 3. katından düşerek hayatını kaybetti. Alperen, resmi kayıtlara göre 10 günde iş cinayetlerine kurban edilen 8. çocuk işçi oldu.
Çocuk emeğinin sömürüsü üzerine “ufuk açıcı” programlar yapan Saray rejimi, İŞKUR İşbaşı Eğitim Programı adı altında çocuk işçilere verilen “cep harçlığı” reklamları yapıyor.
Toplu iş cinayetlerini olduğu gibi çocuk işçilerin öldürülmesini de “olağan” sayan rejim, işlediği suçlardan utanmak bir yana, kurduğu sömürü ve ölüm çarkıyla iftihar ediyor.
Bu “ölüm çarkları” kırılmalıdır!
Saraylarında sefahat süren rejimin efendileri, kurdukları ölüm çarkları işçilerin hayatlarını öğütürken bile şov yapabiliyorlar.
Onlar kendi rollerini oynuyorlar. Burada esas mesele, işçi sınıfıyla emekçilerin ölüm saçan bu pervasızlığa daha ne kadar tahammül edeceği noktasında düğümleniyor. Ne rejimin efendileri ne hizmet ettikleri kapitalistler, durduk yere iş cinayetlerini önleyecek adımlar atacak.
Onlar, sınıfsal/siyasal konumları gereği soğukkanlı birer cani misali işlerini yapıyorlar. Hesabı sorması gereken ve kurulan ölüm çarkını parçalamak için harekete geçmesi gereken işçi sınıfıyla emekçilerdir. Bu çarkları, sadece ve sadece kaybedecek bir şeyi olmayan işçi sınıfının örgütlü mücadelesi parçalayabilir!
|