İçindekiler:

15 Kasım 2025
Sayı: KB 2025/14

Krizin faturası kapitalistlere!
İşsizlik sopasına karşı birlik, kararlı mücadele!
TPI'da durum açık, saflar net!
TPI kapitalistinin oburlukları ve "iflas"
Hak arama mücadelesine saldırılar artıyor!
Ölüm ve sömürü düzeninde bir hafta
Ege İşçi Birliği Meclisi toplandı
2026 yılı bütçe görüşmeleri.
Meşruiyet Trump'tan, "zorbalık" rejimden
Gazeteci cinayetleri politiktir!
CHP'nin NATO Raporu
Rantı tekelleştirme planı
DGB Türkiye Meclisi sonuç bildirgesi
Çocuk işçilik yasaklansın!
Birleşik mücadele, örgütlü direniş!
İEKK'den etkinlik çağrıları
Birinci yılında "yeni süreç"
Demokrasi mücadelesi ve toplumsal devrim-3
Kürt hareketinden yeni geri adım
Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Almanya'da yıl dönümü etkinliği
Kapitalizmin kalbinde büyüyen halk hareketleri
New York seçimleri: Mamdani ve Amerikan solu
Suriye'de yeni dönem
Trump ve Şi'den ticaret gerilimine "mola"
Sudan'daki savaşın gerçek yüzü
Karayipler'e emperyalist saldırı hazırlığı
Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir eksen
Emperyalist güçlerin yeni savaş araçları
Orta Asya'nın "yeniden" keşfi
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Rantı tekelleştirme planı...

“Mahalli İdareler Reform Paketi”

 

Geçtiğimiz sene yapılan yerel seçimlerde hezimete uğrayan AKP-MHP iktidarı, yıllardan beri Kürt halkını sindirmenin bir aracı olarak kullandığı kayyum politikasını yaygınlaştırmaya başladı. On milyonlarca kişinin seçimlerde yaptığı tercihi ayaklar altına alan rejim, şimdi bu saldırıya “yasal” kılıf uydurmaya çalışıyor. Felç etmeye çalıştığı “muhalif” belediyeleri “yasal” olarak kıskaca almaya hazırlanıyor. Buna zemin hazırlamak için yeni bir “reform paketi” çıkarmak için harekete geçti.

Saray rejimi, hezimete uğradığı seçimlerden birkaç gün sonra Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atadı. Ancak Kürt halkının sokaklara taşan öfkesi ve büyük kentlerde yükseltilen dayanışma eylemleri, alelacele yapılan saldırıyı püskürttü. Bir süre pusuda beklendi ve ilk fırsatta CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i tutuklanarak yerine kayyum atandı. Bu saldırı ile başlayan sürek avında hem Kürdistan’da hem İstanbul başta olmak üzere birçok CHP’li Büyükşehir belediyesine kayyum atanmış, belediye başkanları çalışanlar tutuklanmıştır.

Şekilsel seçimlerin bile içeriğini boşaltan bu saldırı furyasıyla iktidar, seçim hezimetini tersine çevirebilecek yöntemler deniyor. Zira meşruluğunu yitiren, seçmen desteği büyük oranda düşen Saray rejimi, zorbalığın sopasıyla ömrünü uzatma politikasına odaklanmıştır. Düzenin ana muhalefet partisini hedef tahtasına çakan bu saldırı ile rejim, artık sadece Kürt halkının kazanımlarını hedef almakla kalmıyor, Saraya biat etmeyen herkese gözü dönmüş bir şekilde saldırıyor. Kürt hareketine “bana katıl ya da tutuklan” seçeneklerini dayatan rejim, şimdi bu ikilemi CHP’li belediyelere de uyguluyor. “Ya Sarayın dayatmaları karşısında dik durup hapse girmek ya da utanç verici dalkavuklukla AKP’ye kapaklanmak” ikilemine dayalı tiksinti verici bir politika izliyor iktidar. Devletin kurumlarını da medyayı da bir aparat olarak kullanan Erdoğan, 19 Mart’ta seçimlerde rakibi olacağını ilan eden Ekrem İmamoğlu’nu tutuklayarak el yükseltti. İstanbul başta olmak üzere bir dizi belediyenin başkanlarını tutuklayarak “muhalefeti dizginleme” saldırısını yeni bir boyuta taşıdı.

Bu saldırı dalgasının yeni hamlesi ise “Mahalli İdareler Reform Paketi” adı altında gündemde. Bu yasa taslağına bakıldığında, tek adam rejiminin yerel yönetimlerin özerkliğini kıskaca almaya hazırlandığı anlaşılıyor. En dikkat çekici maddelerden biri, belediye başkanlarının imar izni yetkilerinin iktidar temsilcilerine devredilmek istenmesidir. Bu hamle ile yağma ve talana dayanan iktidar, rantın tüm kaynaklarını tekeline almayı hedefliyor.

İmar ve kentsel dönüşüm yetkisinin belediye başkanlarından alınıp üyelerinin çoğunluğu Saray rejimi tarafından oluşturulacak bir komisyona verilmesi, yerel idarenin en kritik karar alma mekanizmasının felç edilmesi anlamına gelecek. Muhalefet partilerinin yönettiği belediyelerde alınacak her kararın iktidarın iznine tabi tutulmasıyla “kayyum sistemi” tüm yerel yönetimleri kapsamış olacak. Ancak bu durumda kayyum atanan kişiler değil, doğrudan Saray rejimi olacaktır.

Yerel yönetimleri kıskaca almak için Sayıştay, Mülkiye Teftişliği ve İçişleri Bakanlığı tarafından çok daha sıkı denetim sistemi kurmaya çalışan Saray rejimi, seçim hezimetini devlet kurumlarının zoru ile dengeleyebileceğini var sayıyor. Rejim bu saldırı hazırlığını “yolsuzlukla mücadele” kisvesi altında hazırlıyor. Yağma ve talandan beslenen, tepeden tırnağa yolsuzluk, rüşvet ve gasp batağında yüzen AKP-MHP rejimi, halkla alay ederek, seçme hakkını gasp etmeyi “yolsuzlukla mücadele” diye yutturmaya çalışıyor. Yanı sıra rejim, belediye bütçelerinde “hizmet öncelik sıralaması” dayatmaya hazırlanıyor. Buna göre bir yerel yönetim nereye harcama yapacağına da kendisi karar vermeyecek. Bu yasa kabul edilir ve uygulanmaya başlarsa, halkın yerel yöneticilerini şekilsel de olsa seçme hakkı fiilen ortadan kaldırılmış olacak. Kim seçilirse seçilsin, “kayyumlar kayyumu Saray” yönetecektir.

Bu yasa taslağı, sadece muhalif belediyelerin önüne ket vurup felç etmek değil, büyük şehirlerdeki imar ve kentsel dönüşüm rantını iktidar eliyle sermayeye peşkeş çekmek anlamına da geliyor. Kayyum atama ya da tutuklama gibi toplumun öfkesini çeken saldırganlığın ötesine geçen rejim, muhalefetin elinde tuttuğu belediyelerin idari ve mali kanallarını toptan tıkama yolunu seçiyor. Bu hem ekonomik hem siyasi rantı tek elde toplama, tüm kamu kaynakları üzerinde tam kontrol kurma histerisinin yansımasıdır.

Düzenin meclisini “Sarayın noteri” konumuna iten AKP-MHP koalisyonu, şimdi de yerel yönetimleri yetkisiz, rejim kuklası durumuna düşürmek için kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Bu pervasız saldırının hedefine ulaşıp ulaşmaması, muhalefet partileri ile seçmenlerin bu küstahlığa göstereceği tepkinin boyutuna bağlı olacaktır.

S. Sancar