İçindekiler:

15 Kasım 2025
Sayı: KB 2025/14

Krizin faturası kapitalistlere!
İşsizlik sopasına karşı birlik, kararlı mücadele!
TPI'da durum açık, saflar net!
TPI kapitalistinin oburlukları ve "iflas"
Hak arama mücadelesine saldırılar artıyor!
Ölüm ve sömürü düzeninde bir hafta
Ege İşçi Birliği Meclisi toplandı
2026 yılı bütçe görüşmeleri.
Meşruiyet Trump'tan, "zorbalık" rejimden
Gazeteci cinayetleri politiktir!
CHP'nin NATO Raporu
Rantı tekelleştirme planı
DGB Türkiye Meclisi sonuç bildirgesi
Çocuk işçilik yasaklansın!
Birleşik mücadele, örgütlü direniş!
İEKK'den etkinlik çağrıları
Birinci yılında "yeni süreç"
Demokrasi mücadelesi ve toplumsal devrim-3
Kürt hareketinden yeni geri adım
Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Almanya'da yıl dönümü etkinliği
Kapitalizmin kalbinde büyüyen halk hareketleri
New York seçimleri: Mamdani ve Amerikan solu
Suriye'de yeni dönem
Trump ve Şi'den ticaret gerilimine "mola"
Sudan'daki savaşın gerçek yüzü
Karayipler'e emperyalist saldırı hazırlığı
Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir eksen
Emperyalist güçlerin yeni savaş araçları
Orta Asya'nın "yeniden" keşfi
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir eksen:

Kuzey Deniz Rotası’nda Rusya-Çin işbirliği

 

Küresel ticaretin mevcut yapısı, son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları ve enerji güvenliği tartışmaları nedeniyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçmektedir.

ABD-Çin ticaret savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve buna bağlı yaptırımlar, geleneksel lojistik hatlar ile tedarik koridorları üzerinde belirleyici etkiler yaratıyor. Bu ortamda, Rusya ile Çin’in Kuzey Deniz Rotası (Northern Sea Route – NSR) üzerinden taşımacılığı geliştirmeye yönelik imzaladığı ortak “eylem planı”, yalnızca ikili ekonomik ilişkiler açısından değil, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması bakımından da stratejik bir hamledir. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile Çin Ulaştırma Bakanlığı arasında onaylanan bu plan, Arktik bölgesini küresel lojistik ağların yeni merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor. Böylece Moskova, Batı yaptırımlarına karşı doğuya yönelirken, Pekin, “Kuşak ve Yol Girişimi”nin kuzey kolunu güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Kuzey Deniz Rotası, Barents Denizi’nden başlayıp Bering Boğazı’nda sona eren yaklaşık 5.600 kilometrelik bir deniz yoludur ve Süveyş Kanalı’na göre yüzde 40–50 daha kısadır. Bu durum, enerji maliyetlerini, yakıt tüketimini ve karbon emisyonlarını azaltarak lojistikte çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğin arttığı iddiasını ortaya koymaktadır. Ancak bu “sürdürülebilirlik” söylemi çoğunlukla sermayenin çıkarlarını meşrulaştırmakta; sağlanan verimlilik ve tasarruflar, küresel tedarik zincirlerine hakim olan tekellerinin kasalarını doldurmaktadır.  “Verimliliği artırmayı” hedefleyen eylem planı, güzergah boyunca modern taşımacılık ve lojistik altyapılar kurmayı öngörmektedir. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev ise bu iş birliğinin kıtalar arası ticareti hızlandıracak güvenli bir 21. yüzyıl ulaşım hattı oluşturacağını ileri sürmektedir. Bu kapsamda Çin’in Ningbo Limanı’ndan yola çıkan 25 bin tonluk konteyner gemisinin, İngiltere’nin Felixstowe Limanı’na Kuzey Deniz Rotası üzerinden yaklaşık 20 günde ulaşması, projenin ilk somut göstergesi olarak sunulmaktadır. Bu sefer, güney rotasına kıyasla süreyi neredeyse yarı yarıya indirerek rotanın potansiyeline işaret etmektedir.

Rusya, dünyada nükleer enerjiyle çalışan buz kıran filosuna sahip tek ülkedir ve 2030’a kadar 13 buzkıranın faaliyete geçmesi planlanmaktadır. Bu yatırımlar, Kuzey Deniz Rotası’nın yıl boyu açık kalmasını sağlayacak olsa da çevresel etkiler konusundaki belirsizlik sürmektedir.

Küresel tedarik zincirleri ve jeopolitik etkiler

Rusya-Çin iş birliği, küresel tedarik zincirlerinde alternatif güzergahların stratejik önemini artırmaktadır. ABD’nin Çin teknolojisine yönelik yaptırımları, AB’nin Rus enerji kaynaklarına uyguladığı ambargo ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, ülkeleri yeni tedarik ağları bulma arayışına yöneltiyor. Bu bağlamda Kuzey Deniz Rotası, Asya-Avrupa ticaretini çeşitlendiren bir “kuzey koridoru” olarak öne çıksa da, Batı dünyasında dikkat ve endişe uyandırmakta; bölgeyi yeni bir rekabet alanına dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.

Arktik artık yalnızca ticaretin değil, güç politikalarının da kesişim noktası haline gelmiş, donmuş sularında geleceğin jeopolitik gerilimlerinin kıvılcımları belirginleşmektedir.

Rota, enerji, ham madde ve konteyner taşımacılığı açısından alternatif bir hat oluştururken, Çin’in Arktik’teki nüfuzunu artırmasına da hizmet etmektedir. Pekin, bu iş birliğiyle kendisini “yakın Arktik devleti” olarak konumlandırarak bölgesel ekonomik mekanizmalarda daha etkin bir rol üstlenmeyi hedeflemektedir. NSR’nin etkinleşmesi taşıma sürelerini %50’ye varan oranda kısaltmakta ve yakıt maliyetlerinde düşüş sağlamaktadır; ancak bu kazançların tüketiciye ya sınırlı ölçüde ya da hiç yansıtılmayacağı açıktır. Bu durum, enerji yoğun sektörlerdeki Rusya ve Çin’in Avrupalı şirketlerle rekabet avantajı yaratırken, küresel ticarette yeni bir güç mücadelesinin zeminini de hazırlamaktadır. Böylece ekonomik kazanç ile toplumsal fayda arasındaki mesafe derinleşmekte, hızlanan ticaretin ardında sermayenin kendi döngüsünü tahkim eden bir dinamik belirmektedir. 

Arktik bölgesi, enerji kaynakları, nadir element rezervleri ve stratejik konumu itibarıyla geleceğin yeni ticaret kuşağı ve aynı zamanda potansiyel bir çatışma alanı olarak da öne çıkmaya başladı. Bu güzergahın yıl boyu kullanılabilir hale gelmesi iklim koşulları, çevresel riskler ve sigorta maliyetlerine bağlansa da Rusya’nın nükleer buzkıran yatırımları ve Çin’in teknolojik kapasitesiyle bu engellerin zamanla aşılabileceği öngörülmektedir. Bununla birlikte, ABD ve Batı’nın “bölgedeki pay” arayışı, Arktik rekabetini yeni bir jeopolitik gerilim hattına dönüştürme riskini artırmaktadır. 

Sonuç olarak, Kuzey Deniz Rotası, küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve jeopolitik engellerin azaltılması açısından stratejik bir seçenek haline gelmektedir. Rusya ve Çin arasındaki bu iş birliği, yalnızca ikili bir ticari girişim değil, küresel ekonomik düzenin çok kutupluluğa evrilmesinin de yeni bir göstergesidir. Ancak bu dönüşüm, Kuzey Deniz Rotası üzerinde kesişen çıkarlar nedeniyle çatışma potansiyelini de içinde barındırmaktadır. Bu nedenle, Batı merkezli ekonomik yapının bu gelişmeyi “temkinli” ve “rahatsızlıkla” karşılaması şaşırtıcı değildir.