İçindekiler:

15 Kasım 2025
Sayı: KB 2025/14

Krizin faturası kapitalistlere!
İşsizlik sopasına karşı birlik, kararlı mücadele!
TPI'da durum açık, saflar net!
TPI kapitalistinin oburlukları ve "iflas"
Hak arama mücadelesine saldırılar artıyor!
Ölüm ve sömürü düzeninde bir hafta
Ege İşçi Birliği Meclisi toplandı
2026 yılı bütçe görüşmeleri.
Meşruiyet Trump'tan, "zorbalık" rejimden
Gazeteci cinayetleri politiktir!
CHP'nin NATO Raporu
Rantı tekelleştirme planı
DGB Türkiye Meclisi sonuç bildirgesi
Çocuk işçilik yasaklansın!
Birleşik mücadele, örgütlü direniş!
İEKK'den etkinlik çağrıları
Birinci yılında "yeni süreç"
Demokrasi mücadelesi ve toplumsal devrim-3
Kürt hareketinden yeni geri adım
Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak!
Almanya'da yıl dönümü etkinliği
Kapitalizmin kalbinde büyüyen halk hareketleri
New York seçimleri: Mamdani ve Amerikan solu
Suriye'de yeni dönem
Trump ve Şi'den ticaret gerilimine "mola"
Sudan'daki savaşın gerçek yüzü
Karayipler'e emperyalist saldırı hazırlığı
Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir eksen
Emperyalist güçlerin yeni savaş araçları
Orta Asya'nın "yeniden" keşfi
Bu sayının PDF formatını download etmek için tıklayın

 

 

TPI kapitalistinin oburlukları ve “iflas”

G. Umut

 

TPI Composites işçileri aylardır haklarını almak için mücadele ediyor. Petrol-İş Sendikası ile TPI Composites kapitalistinin oturduğu toplu sözleşme masasından sefalet dayatması çıktı. Bunun üzerine işçiler 13 Mayıs’ta greve başladı ve kapitalist, teklifi aşama aşama %30’dan %80’e yükseltti. İşçiler, yüzdesi yükseltilen sefalet dayatmasını yine kabul etmedi ve mücadeleye devam dedi.

Borçlar ve kredi planlaması üzerinden uzun süredir bir hazırlık içinde olduğu anlaşılan TPI Composites kapitalistinin, Chapter 11 adı verilen ve iflas öncesi bir tür borç düzenlemesi olan programa geçmesi, Amerikan mahkemesi tarafından kabul edildi.

4 Eylül’de ise TPI’nin Türkiye’deki iki fabrikasının, Dubai merkezli XCS Composites’e (XCS Composites L.L.C-FZ) devredildiği açıklandı. Bunu, grev devam ederken yasal olarak mümkün olmamasına rağmen, işçilerin işten çıkarılacağına dair açıklama izledi. Şimdi TPI işçilerinin bu hafta içinde resmî olarak işten çıkarılması, bu oyunla tazminatları da dâhil olmak üzere her türlü haklarının gasp edilmesi gündemde.

Sürecin başından beri kara propagandaya maruz kalan TPI grevinde işçiler, tüm saldırılara ve sürecin zorluklarına rağmen mücadeleye devam ediyor.

Fabrika devri, fabrika kapatma, hileli iflas (iflas edilmiş gibi gösterip başka bir şirket üzerinden üretime devam etme), mal kaçırma vb. yol ve yöntemler, işçi sınıfının mücadele sürecinde çokça karşılaşılan durumlardır.

Krizin faturasını işçilerin sırtına yıkmaya çalışan kapitalistlerin, “iflas”larının nedeni olarak grevi göstermeleri de ilk kez başvurulan bir aldatmaca değil.

1929 Buhranı sırasında Amerika’da binlerce banka ve şirket iflas bayrağını çekmişti. Tam da 6,5 katlık büyüme rakamları ve üretim rekorları sırasında kriz patlak verdi. Bu süreçte 75 bin işçiyi işten atan Henry Ford gibi bir kapitalist, krizin işçilerin iş beğenmemesi ve tembelliğinden kaynaklandığı vaazlarını veriyordu.

TPI’da da iflas süreci şimdi grevle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Birçok kapitalist, kendi işçisine “Eğer TPI gibi mücadele ederseniz, başınıza aynı şeyler gelir” diyerek gözdağı veriyor. Bu tür tekellerin aylar ya da yıllar öncesinden planlayacağı adımların süregiden grevden kaynaklandığını iddia etmenin ise hiçbir gerçekliği bulunmuyor.

Kapitalizmin ABC’si budur: sermaye düzeni, adı üzerinde, sermayenin kârını öncelikli alır. Bu yönüyle kazanan, başaran, zenginleşen sermaye sahipleridir, kaybeden ve işler kötü gittiğinde iflasa neden olmakla suçlanan ise işçi sınıfı ve onun mücadelesidir. Bu tam bir sınıf aldatmacasıdır. TPI işçileri, olsa olsa TPI kapitalistlerinin zengin olmasının sebebidir.

TPI, ABD, Meksika, Türkiye ve Hindistan’da üretim tesislerine sahip, Danimarka ve Almanya’da mühendislik geliştirme merkezleri bulunan bir şirkettir. ABD, Fransa, Birleşik Krallık ve İspanya’daki eğitim merkezleriyle rüzgâr türbini kanadı üretiminde yer alan Amerikalı TPI Composites, farklı uluslardan işçilerin emekleri üzerinden zenginleşmiştir. ABD ordusuna taktik araçların kaplamalarını üreten TPI, “Hummer” askeri ciplerinin dış kabinlerini yapmıştır. 2001 yılından bu yana kompozit rüzgâr kanatları üreten şirket, tüm karasal rüzgâr kanatlarının yaklaşık %27’sini imal etmektedir. Hindistan’da kurulan fabrikanın, Türkiye’deki deneyim ve ekip ile kurulduğu söylenmektedir.

Böylesi bir şirket, Türkiye’de tam da grevin ortasında “iflas” bayrağını çekiyor ve fabrikalarını adı sanı bilinmeyen, muhtemelen naylon olan bir firmaya devrediyor. Firma önce üretime devam edeceğini, ancak hesapların incelenmesinin gerekli olduğunu söylüyor, sonra ise üretimi gerçekleştirmeyeceğini ilan ediyor. Bizden de Dubai merkezli firmanın, iki büyük fabrikayı ne yapacağına önceden karar vermeden, dahası üretime devam edip etmeyeceği konusunda bir fikri olmadan devraldığına inanmamız bekleniyor.

Türkiye’de de kanunlar kapitalistlerden yana işliyor. 2021 yılında kabul edilen yasa teklifine göre, iflas eden şirkette çalışanların hakları ticari borç ve alacaklardan sonra “öncelikli” hale geliyor.

TPI’da yaşananların hileli iflas olup olmadığı tartışmaları bir yana, önemli olan şudur: Bugüne kadar olduğu gibi, TPI işçileri de gasp edilmek istenen hakları ve işçi sınıfının kazanımları için birliğini koruyarak direnmek zorundadır.

TPI’da yaşanan süreç, krizin geldiği durumun güncel bir yansımasıdır. Saldırıları püskürtmek için direnen TPI işçilerinin mücadelesi, tüm çalışanları ilgilendirmektedir.  Bugün TPI’da yaşananlar, yarın işçi sınıfının tümüne reva görülen gelecek açısından işaretler taşımaktadır. İşçi sınıfı ve emekçilerin, emek örgütlerinin ve ilerici devrimci güçlerin önünde, TPI işçilerinin mücadelesine daha güçlü destek vermek görevi durmaktadır.

 

 

AKP iktidarı işçi sınıfının düşmanıdır

 

Hak-İş Konfederasyonu, 50. kuruluş yıldönümü programını gerçekleştirdi. Konfederasyon’un Genel Başkanı Mahmut Aslan’ın “Allah sizden razı olsun” diyerek kürsüye davet ettiği Tayyip Erdoğan etkinlik programında konuşma yaptı. 

Hak-İş’in bir işçi sendikasından ziyade AKP’nin yan kolu gibi hareket ettiği biliniyor. İşçilerin, emekçilerin, emekliliklerin sefalete mahkum edildiği, açlık sınırının altında kalan ücretlerle kölelik koşullarında çalıştırıldığı bir dönemde, konfederasyon başkanının Erdoğan’a dualar okuması ve övgüler dizmesi bu gerçeği bir kez daha doğrulamış oldu. 

***

Programda konuşan Erdoğan, “emeğin hiçbir ideolojiye ipotek edilmeyecek kadar kutsaldır”, “işçi ile patronu düşmanlaştıran anlayışın kökü dışardadır” vb. türünden boş ve demagojik söylemleri tekrarladı.

Hakkını arayan işçilerin karşısına polisi, özel korumaları, mahkemeleri çıkaran, grevleri yasaklamakla övünen Erdoğan, “emeğin kutsallığından” bahsetmeyi de ihmal etmedi. 

Dilovası’nda güvencesiz, sigortasız, aç karnına çalışırken öldürülen kadın işçilerin kanları henüz kurumadı. Çocuklar işçiler çalışırken katlediliyor. Üç kuruş daha fazla istediği için ya da sendikalı olduğu için işçiler işten atılıyor. 

Tüm bunlar göstermektedir ki, AKP iktidarı işçi sınıfı ve emekçilerin karşısında, sermayenin tarafındadır. 23 yıllık AKP iktidarı sürecinde yaşanan iş cinayetleri, artan baskı ve sömürü, sermayeye sunulan kıyaklar vb. bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.